31 Mayıs 2015

* Mim / Ben Küçükken *



Yarın sınavı olduğu halde radikal bir karar alarak post yazmaya gelen kızdan selamlar efenim. Evet, yarın sınavım var. Bıktım mı? Ne biçim. Korkuyor muyum? Hem de nasıl. Ama bu kadar gerilmeme rağmen koydum kucağıma bilgisayarı, taktım kulaklıklarımı, The Light şarkısını açtım ve karşınızdayım Pek Sevgili Şemsseverler. Çünkü az sonra yazacağım mim benim için terapi niteliğinde olacak.

Mimi bana uzun süre önce D.S.K komşum mimlemişti. Buradan kocaman teşekkürlerimi sunuyorum kendisine~

Mimin teması çocukluk. Ben küçükken diye başlayan cümleler kurmamız isteniyor bizden. Belki biliyorsunuzdur ben çocukluğumu çok özlerim. Geçmişe dair en çok özlediğin şey nedir deseniz çocukluğum, sokakta oynanan seksekler, arkadaşla paylaşılan çikolatalı ekmekler derdim.

Çocukluğum ile sayfalarca yazı yazabilirim. Çok şükür ki çocukluğunu bilgisayar başında ya da tabletlerini yarıştırarak geçiren bir çocuk olmadım. Televizyon vardı evet ama yazları kimse beni akşam ezanından önce eve sokamazdı.

30 Mayıs 2015

Sosyal Hesaplarda Şems~



Şöyle bir selam verip kaçayım istiyorum. Finallerim iki haftaya uzadığından buralara da pek uğrayamıyorum, ama az kaldı, yaz için çok güzel planlarım var Şemsseverler.

Yazacağım bir mim var onu da unutmadım aslında, haber vereyim gerekli mecralara buradan :)

Geçen Vikitap hesabıma giriş yapayım dedim. Okuduğum kitabı yaklaşık bir senedir güncellemediğim için 360 küsür gündür okunuyor görünüyor. Ki o kitabı fazlaca uzun bir süre önce bitirmiştim ben. Velhasılı o hesabımı kapattım nedendir bilmiyorum. Hesaptan hevesim kaçtı birden sanırım. Yeni bir Vikitap hesabı açtım kendime. Vikitap nedir ne değildir diye soranınız varsa sizi şu yazıya alayım o zaman.

Sonra dedim ki tüm sosyal hesaplarımı bir postta duyurayım. Bugünlerde çok kendi kendime konuşuruyorum da üzerinize afiyet. O yüzden olur da Şems'i başka sosyal alanlarda görmek istersiniz diye buraya link bırakıyorum efenim.



Bloggerdan sonra -hatta ufak bir itiraf, bazen bloggerdan bile çok- en çok sevdiğim hesabımdır. Fotoğraf çekmek konusundaki zaaflarımdan haberdarsınız sanıyorum ki.



Aktif bir kullanıcı değilim. Takip ettiğim gruplardan haber almak ve yazdığım postları oradan da paylaşmak için kullanıyorum Facebook'u.



Aktif kullanmak istediğim bir hesap olur kendileri. Bazen diyorum ki okuma hedefi koy kendine, blogtur'lara katıl, kitap bloglarıyla daha çok haşır neşir ol. Bir yerden başlamak lazım diye düşünüyorum işe. Kitap okumayı fazlaca seviyorum ama bazen dizi izlemeyi, internette dolaşmayı kitap okumaya tercih ediyorum açıkçası. Böyle durumlarda düşündüm ki eğer hedef koyarsam kendime işler daha da düzene oturur. İşe Vikitap'tan başladım böylece. Şems Vikitap'ta!!


Açıkçası ne işe yaradığını pek anlamadığım bir mecra. Yazdıklarım daha büyük bir kesime hitap etsin diye açmıştım zamanında, kullanıyorsanız beklerim oraya da. Blog postlarım eşzamanlı olarak orada da paylaşılıyor.

Twitter ve tumblr hesaplarım yok, daha doğrusu vardı ama kapattım. Yani yok gibi düşünebiliriz :) Velhasıl kelam beni bu mecralarda da bulabilirsiniz. Bloggerda olmadığım çoğu zaman Instagramdayım, bilginize :) Ayrıca yan taraftaki gadgetlardan da linkleri bulabilirsiniz.

Çok sevgilerimle. Sağlıcakla kalınız ~~



22 Mayıs 2015

Blogger Röportajları #2 - Sawako Kuronuma



Evet takip edenler bilir 'Blogger Röportajları' adını verdiğim bloggerlarla röportaj yaptığım bir seriye başlamıştım. Hepimizin en sevdiği bloggerlarla çok güzel sohbetler edip hepimizin kafasındaki soru işaretlerini gidermekti amacım. İlk durağım Nabrut'tu. Aldığımız tepkiler çok çok güzel olunca ben de devam etmeye daha da istekli oldum.

Şimdi ise ikinci bloggerımızla karşınızdayım Pek Sevgili Şemsseverler~ Yine uslu kız Şems en sevimli halini takınarak Sawako'nun kapısını tıklattı. 'Acaba bir fincan röportajınız var mıydı?' dedi usulca. Sawako ise en büyük gülümsemesini göstererek kapıyı ardına kadar açtı ve 'Elbette, içeri gel hadi.' dedi. Şems mutluydu, Sawako ile muhabbet edecekti çünkü.

Muhabbetler edildi, sorular soruldu, çekinmeden samimiyetle cevaplar verildi. Ve gökten üç elma düştü. Birisi beni kırmadan içtenlikle röportaj yapan Sawako'ya, ikincisi röportajı usanmadan okuyan, gevezeliklerimi çeken sizlere, e üçüncüsü de bana olsun bari :) Onlar erdi muradına biz çıkalım bloglarına. Tamam kötüydü, kabul.

Velhasıl kelam fazlaca güzel bir röportajla geldim ben yine. Tekrar ve tekrar beni kırmadan kısa sürede röportajı tamamlayan Sawako'ya tüm samimiyetimle teşekkür ediyorum. Çok keyifli bir süreç oldu benim için, umarım sorularımla seni zorlamamışımdır.

Ve şimdi de sizi röportaj ile başbaşa bırakıyorum! Keyifli okumalar :)


17 Mayıs 2015

Chopstick Siparişi ve Yorumlar~



Merhaba efenim, yine bir lönk diye giriş yapılan postla başbaşa bırakıyorum sizleri.

Kore illetine bulaşanlar bilir herkes bir 'Çin çubuğu' olsun istemiştir. Yaklaşık 3 yıldır Kore ile haşır neşirim ve sanırım herkes gibi ben de ilk dizilerle başladım bu 'bağımlılığa'. Ve yine herkes bilir ki bu dizilerde fazlaca ramen sahneleri geçer. Kısaca hepimiz o sahnelerdeki gibi çubuğumuzu ramene daldırmak istemişizdir.

Bundan yıllar yıllar önce ben orta okuldayken bir arkadaşımın ablası Kore Dili ve Edebiyatı okuyordu. Okul sebebiyle Kore'ye gitmiş bize de oradan tahta chopstickler getirmişti. Ben de elbette o çubukların kıymetini bilmemiş süs olarak dolabımın köşesine yerleştirmiştim. Bilememişim günün birinde fellik fellik o çubuklardan arayacağımı. Son iki yıldır o çubukları aktif olarak kullanmaktayım :)

Tahta chopstickleri beğenerek kullansam da KoreanTürk'ün gözümüze soka soka verdiği reklamlardaki metal chopstickler fazlaca dikkatimi cezbediyordu. Bakınız reklamlar işe yarıyor. Ben ve üç arkadaşım toplaşıp bu KoreanTürk'ün chopstick.gen.tr adlı sitesinden dört adet chopstick siparişi verdik bir cesaret.

İnternetten alışveriş nedendir bilmem hep uzak gelmiştir bana. Sanki ekranda gösterilen ürünle alakası olmayan ürünler gelecek gibi hissederim hep. Sitede kapıda ödeme de olunca sorun yaşamayacağımızı düşünüp sipariş verdik. Sipariş vermeden önce güvenliği hakkında Google amcadan arama yaptık ama bu konuda yorum yapanlara rastlamadım, evet o kişilerden başı ben çekeceğim sanırım :)

10 Mayıs 2015

Anne..




Paylaştığım şarkı ile hepinizi ağlatmaya niyetliyim evet. Bugün günlerden Anne'imiş. 
Az önce uyumaya niyetlendim tabii ki beceremedim. Baktım ki her yerde 'anne' temalı paylaşımlar var, ben de yazayım dedim, neyim eksik? 

Bunların hepsi Amerikanın oyunu yurttaşlarım, kanmayın desem de bakmayın, her anneler gününü kutlamışlığım vardır. Anne konusu başka bir yerdedir bende. Aile başka bir yerdedir daha doğrusu. Kiminin acısıdır anne, kiminin gözyaşı. O yüzden sessizce hamd edeceğim. 

Bu konuda sayfalarca yazmak istesem de tıkanıyor cümleler. Nasıl sığdırabilirim ki onların emeklerini üç beş cümleye? Nasıl üstünden gelebilirim fedakarlıklarının? Nasıl hakkını öderim 'Sen ye annem, ben sevmem zaten' cümlesinin? Anne başka, baba başka, aile başka hamdolsun. Bir gün değil her gün iyi ki var onlar bizim için.Yetmez şükürler, yetmez onlara edilen dualar. 

İçin kocaman olur o bir tane sarılsa, bir tane 'annem' dese. Kızarız, sesimizi yükseltiriz, kapıyı çarparız, üzeriz ama kıyamayız hiç. Sesi titrese içimiz acır. Mesela bizim için en güzel yemeği o yapar daima. En güzel restoran halt etmiş onun yanında. En güzel yer onun koynudur mesela. En güzel koku onundur. Dünyaya bir daha gelsen yine onun kız olmak istersin eminim ki. 

Biz evladız, o anne.. Biz tüketiriz o esirgemez. Biz hata yaparız o affeder. Biz üşürüz o ısıtır. 

Ne demişler: 'Anneni üzme. Bir gün toprağını öpersin, zoruna gider.'

Mesele kıymet bilmekte. Mesele elinden kayıp gitmeden önce değerini anlamakta. İşte o yüzden bir gün değil her gün diyorum ya. Her gün kardeşlerim, her an. 

Uzatmayacağım, çünkü bitmez. Bitmez ki hakları, ödenmez. Tek söyleyeceğim sarılın annenize, kocaman sarılın. Babanıza da öyle. Pişman olacağınız şeyleri söylemekten kaçının, ağzınıza mı geldi sesli, kırıcı cümleler? Yutuverin. Çünkü o sizi doğururken sıktı dişini. Evladım dedi sustu. 

Öncelikle hiçbir şekilde hakkını ödeyemeyeceğim, şuan istesem de sarılamayacağım annemin, babamın o güzel ellerinden öperim. Sonra da tüm anne-babaların yüreklerinden öperim. Hayatta olmayan tüm ana-babalara da dua edelim, edelim ki vuslatımız cennette olsun. Ve dua edelim ki bizi de o makama erdirsin Rabbim. Minik bir yaratık 'Anne' desin bize.

Sizi ağlatacağım derken ben ağladım iyi mi? Bulanıklaştı cümleler. 

Anneler günün değil, annem olduğun her gün kutlu, olsun annem.. Yüreğinden öperim. 

Şimdilik gidiyorum. Selametle.



8 Mayıs 2015

Sevgili Deniz; Merhaba!



Biliyorum, biliyorum nerede bu kız? Biliyorum diyorsunuz ki bu nasıl blogger neredeyse bir aydır gram yazı yazmamış? Efenim son zamanlarda blogumdan uzak kalışımın baş sebebi tabii ki de çevresel etmenler. Ben ki kendimi eleştirmekte bir dünya markasıyım, bu sefer suç gerçekten bende değil.

Hatırlar mısınız bir zamanlar vizelerim var adı altında höykürmeli bir yazı yazmıştım şurada. İşte vizelerim zaten bilgisayardan uzak kalmam için bir sebeb iken vizelerden sonra yaptığım minik deniz ziyareti, ardından memleketimde bir süre kalışım bloga girmemi bir hayli namümkün kıldı. Neden içime soylu bir saray mensubu kaçmış gibi konuşuyorum en ufak bir fikrim yok :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...