11 Ağustos 2016

Sürpriz! Black Pink Çıkış Yorumu ve Kısa Tanıtım

Yıllar yıllar aradan sonra merhabalar..

Aslında yazı yazmak gibi bir amacım yoktu sadece blogu şöyle bir yoklayıp pencereyi usulca kapatacaktım ama parmağım klavyeye dokunur dokunmaz özlemimi fark ettim. Kısacık bir yazıyla selam vereyim istedim.

Efenim merhabalar yeniden, bendeniz yaşıyorum, nefes alıyorum. Ortam nasıl, kim hala devam ediyor kim elini eteğini çekti bilmiyorum. Umarım keyifler yerindedir, umarım bıraktığım gibi çok güzel bir ortam vardır blogger aleminde.

Şems kız ne yaptı diye merak edeniniz varsa, okulunu bitirdi, sınavlarına girdi şimdi rahat nefesler alıyor diyerek halimden kısa bir özet geçeyim. Nar Ağacı'nı okuyor ve W izliyorum isterseniz onlara da küçük yorumlar bırakabilirim~

Bugün sanki bir yıl ara vermemiş, sanki sadece beş dakika balkona çıkıp da gelmiş gibi uffacık bir yazıyla geldim.



Konu: Black Pink kimdir, çıkışları beğenilmiş midir?

Blog aleminde olmasa da Kpop kısmında hala biraz aktifliğim var. Bu yüzden YG'nin kısa zaman önce bir kız grubu çıkardığından haberdarım. Aslında Black Pink'in debut öncesini de az çok biliyorum ve ne yalan söyleyeyim çıkışları için bayağı umutluydum.

Hatırlar mısınız bilmiyorum The Ark çıktığında onlardan çok umutlu olduğumu ve çok sevdiğimi söylemiştim. Black Pink'ten de The Ark'a benzer bir enerji almıştım bu yüzden debut yapmalarını merakla beklemiştim.

Nitekim kızlar 8 Ağustos'ta iki adet şarkıyla resmen çıkış yaptılar. Grup üyelerini uzun uzun tanıtmaya üşeniyorum ama sizin için kısa yorumlar yapacağım.




Efenim, bu kızımızın ismi Jisoo. Grubun yüzü olarak adlandırılıyor şarkılarda uzun sayılabilecek kısımları da yer alıyor. Güzel açıkçası zaten Black Pink çoğu YG grunun aksine dış görünüşüne en çok dikkat edilen grup olmuş bence. Şahsi yorumuma gelecek olursam dört kişilik Black Pink'te en az ısındığım üye Jisoo oldu. Black Pink'i izlerken ister istemez 2NE1'la eşleştiriyordum, Jisoo benim için 2NE1'ın Dara'sı gibi göründü. Hoş ama yıldızım değil kendisi.




Lisa. Kuşkusuz grubun en dikkat çeken üyesi. Çıkış yapmadan önce yayınlanan dans cover videolarında da dikkatimi ilk çeken Lisa'ydı çünkü gerçekten güzel dans ediyor. Tabii bir de saç rengi var, diğerlerinin arasından sıyrılmasını sağlıyor sanki :') Şarkılarda uzun uzun rap yapıyor; Grubun CL'i izlenimi bırakıyor insanda. Ama bence CL'deki güçlü ses ve bir o kadar güçlü olan rap Lisa'da yok. Gerçi çıkışları çok yeni olduğu için bunları zamanla sergileyeceklerini de düşünüyorum. Lisa'yı sevdim ama o da yıldızım değil.




Rose. Vokaline ekmek bandığımın kızı, çok iyi bir sese sahip. Çok çetrefilli cümleler kurmayayım Jennie ve Rose favorilerim benim. Rose'un ses rengini ve enerjisini çok sevdim. Jisoo'daki o aegyolu ton Rose'da yok, bu da benim sevdiğim bir şey. Şarkılardan ikinci olanında (Whistle) çok güzel bir vokali var. Grubun bence Minzy'si. Güzel şeyler yapacak gibi, yolu açık olsun. 



Ve yürüyen karizma Jennie! Evet girişimden de anlayacağınız üzere Jennie yıldızım benim. Lisa'ya CL kalıbı verilmeye çalışılmışsa da bence Black Pink'in CL'i Jennie. Kendine özgün bir stili var, sesiyle çok oynasa da tarzını çok sevdim ben. Sağından solundan karizma akıyor kızın. Bu kızımızın da eli yüzü düzgün. Umarım YG Winner'a yaptığını yapıp kızları geri plana atmaz. 









Bu üstte paylaştığım da ilk çıkış parçası. Açıkçası ilk dinlediğimde beğenmedim. Çünkü klip efektleri, şarkıya serpiştirilen OPPA nidaları beni rahatsız etti. Yani beklentim Allahuekber dağlarında olduğu için Boombayah çok yavan geldi gözüme. Daha sert ve biraz maskülen tarza yakın şarkılar beklerken Oppa seslerini duymak beni biraz hayal kırıklığına uğrattı. Ama gelin görün ki Black Pink zoru başarmış beni kendine bağımlı bırakmıştı. Şarkıda şeytan tüyü var bu yüzden anlamadığınız bir şekilde bir bakmışsınız replay tuşu ile yediğiniz içtiğiniz ayrı gitmiyor :)

Velhasıl kelam Boombayah harika ya da müthiş değil ama ağzınıza dolanıp uzun süre mırıldanacağınız kadar iyi olmuş.






Whistle ikinci şarkı ve daha çok benimsediğim olur kendileri. 2NE1 esintisini hissedebileceğiniz bir şarkı ama Black Pink'in tarzına daha yakın bulduğum için üzerlerine daha çok yakıştığını düşündüm. Klipte çoğu insan gibi Red Velvet benzeri sahneler gördüm ama yönetmenin aynı olması bu benzerliği açıklıyor sanki. Velhasıl kelam, güzel ya beni rahatsız eden çok fazla bir nokta olmadı. Sadece dediğim gibi beklentimin altındaydı. Kızlar kendini dinletmeyi bildikleri için bu da büyük bir sorun değil bence. 

İki klibin de izlenmesi yeni çıkış yapmış bir grubuna nazaran fazla iyi gidiyor. Kızlara başarılı bir müzik hayatı dilerim. Şarkılarda çok güzel parke siliniyor deneyin derim ben :)

Evet, sanırım burada bitirmeliyim. Fark ettim ki bayağı özlemişim blog yazmayı, siz de beni özlediniz bence :)

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere Pek Sevgili Şemsseverler (kaldıysa tabi:P)

Sağlıcakla~





4 Aralık 2015

Yaşıyorum!




Merhabalar pek sevgili Şemsseverler~

Biliyorum bazılarınız "doğru mu okuyoruz?" diyorsunuz. Evet, hazirandan beri  tek kelime yazmadığım bloguma yaşadığımı belli etmek için bir post giriyorum. F klavye ile yazdığım için yazım yanlışlarım için şimdiden özür dilerim.

Neredeydim?

Cevaplanmayı bekleyen yorumlarıma bile dönemedim çünkü Şems kız bilgisayarı ile ayrı düştü. Ana sorun çok değerli bilgisayarına hasret kalması. Ayrıca stajı, hazırlanması gereken sınavları onu blogundan iyice uzaklaştırdı. Dolayısıyla bloguna aylarca tek kelime yazamadı ama yazmayı, sizi okumayı, sizinle yorumlaşmayı çok çok çok özledi.

Tatil için evime geldim ve emektar masaüstü bilgisayarımıza oturup teknoloji engelli teyzeler gibi klavye tuşlarına tek tek basarak yazıyorum bu satırları. Biriktirdiğim çok kelime, yazacağım çok post var ve gerçekten yazmayı çok özledim. Utanmasam ağlayacağım yalnız :) ama üzülerek söylemek istiyorum özlemimiz biraz daha sürecek gibi.. En azından şu sene sonu sınavlarımı atlatana ve yeni bir bilgisayar alana kadar biraz ayrı düşeceğiz gibi.

Beni merak edenler var ise, Şems Kız yaşıyor dostlarım ve özlüyor. Sizi de yazmayı da çok özlüyor.

Adeti bozmadan devam edeyim, bir sonraki posta kadar sağlıcakla kalın Şemsseverler~

30 Haziran 2015

Masum Değiliz Hiçbirimiz




Az önce uzun uzun kendimi sorguladım. Bizi sorguladım. Müslümanları, insanları, ülkemizi sorguladım.

Çok sık yapmıyorum bunu, çünkü biliyorum ki her seferinde eksikliklerim canımı yakacak.

'Nereye gidiyor bu insanlık?' klişesinden uzak duracağım. Çünkü olmayan hümanistliğim zarar görüyor.

Bir süre önce 'Amerika 50 eyaletinde eşcinsel evliliği yasal hale getirdi.' başlığı altında profiller gökkuşağına boyandı, yürüyüşler yapıldı, 'Ülkemize de medeniyet gelse keşke.' naraları atıldı. Bu konuda sessizliğimi korumak istedim hep. Münakaşa, laf dalaşı sevmediğim şeylerdendi. Desteklemiyorum evet. Homofobik olarak görünmek, örümcek kafalı, yobaz, geri kalmış yaftalarını yemek umrumda değil. İslamın haram kıldığı bir konudan medeniyet olarak bahsetmek utancımdır. Desteklemiyorum.


Şuan Doğu Türkistan'da, Filistin'de, Gazze'de olanlara sessiz kalıp profillerini gökkuşağına boyayan insanları gördükçe üzülüyorum.. İnsanların, masumların ölümüne sağır ve kör olması canımı yakıyor.
Ha diyeceksiniz ki;

 'Ben oraya #stopterrorisminchina yazınca onlar eziyet görmeyecek mi? '

'Ben burada kendi kendime tepki verince her şeye çözüm mü olacak?' 

Küçük düşünmeyin diyorum. Filistinli bir abinin konuşmasını dinlerken bize 'Belki Filistin siz dua ettiğiniz için kurtulmayacak, belki daha çok acılar göreceğiz ama Allah Filistinli kardeşlerimiz acı çekerken bizim neler yaptığımızı görmek istiyor. Allah biz kardeşlerimiz için ne yaptık onu soracak bize.' demişti.  Dua edelim kardeşlerim. Semaya açtığımız avuçlara annelerin çığlığını katalım, çocukların acısını katalım, bebeklerin masumiyetini katalım. Dua edelim kardeşlerim, Ramazanın yüzü suyu hürmetine dua edelim.

Ha şuan Müslümanların dünyanın çoğu ülkesinde eziyet görmesinin sebebi diğer dinlere mensup insanlar mı? Hayır.

Bir Müslüman olarak okumadığımız için suçluyuz.,
Bir Müslüman olarak ilime bilime meraklı olanlardan olmadığımız için suçluyuz.
Bir Müslüman olarak gözümüzün boyanması, beynimizin yıkanması için önümüze sunulan Facebook, Twitter, Youtube gibi sitelerden kafamızı kaldıramadığımız için suçluyuz.
Bir Müslüman olarak çığlığımızı yine bu sitelerden duyurmaya mecbur kaldığımız için suçluyuz.
Bir Müslüman olarak kendi yaralarımızı saramadığımız için suçluyuz.
Bir Müslüman olarak tek yumruk olamadığımız için suçluyuz.
Bir Müslüman olarak bebek ölümlerine ses çıkarmadığı halde 'LGBT destekliyorum, işte medeniyet!' diye haykıran bir nesli büyüttüğümüz için suçluyuz.



Masum değiliz hiçbirimiz. Tanıdık geldi mi?


28 Haziran 2015

Kitabına Kıyamayanlardan Mısınız?




Siz de kitaplarına evladı muamelesi yapanlardan mısınız?

Siz de yeni bir kitap aldığınızda sayfaları yıpranmasın, bükülme izi kalmasın diye ufacık bir aralıktan kitap okumaya çalışanlardan mısınız?

Siz de çok sevdiğiniz bir satırı defalarca okumanıza rağmen altını çizmeye kıyamayanlardan mısınız?

Siz de kitaplarınızı isteyen insanlar olunca 'Tabii ki okuyabilirsin.' deyip içten içe 'Elveda güzel kitabım, geri gelmeyeceksin biliyorum.' diye düşünenlerden misiniz?

Siz de bırakın kitabın üzerine not almayı çizik bile atmaya korkanlardan mısınız?

Geçenlerde bir annenin kitapların altını çizdiği fotoğraf paylaşımına denk geldim instagramda. Bu anne kitaplarının sayfalarına oğullarını ne kadar çok sevdiğini not almış, bu anne çocuklarıyla o günkü diyaloglarından küçük kesitler yazmış o sayfalara. Ve diyor ki 'Kitaplarım evlatlarıma mirasım, altını çizdiğim satırlar evlatlarıma mirasım.'  O anne kadar güzel anlatamadım belki, onun dilinden okumak için buyrun. 


Düşünsenize birilerinin altını çizdiği satırlara dokunuyorsunuz. O kişi belki yanınızda değil o an ama kelimeleri, fikirleri, o anki duyguları o satırların altında çizilen yamuk yumuk yollarda saklı. Aldığı notlara şahit oluyorsunuz. Belki hayatınız boyunca anlayamadığınız, tanıyamadığınız insanı altını çizdiği satırlardan tanıyorsunuz.

İşte tam da bu yüzden sevdiğiniz satırların altını çizin. Eskiden ben de çizemezdim, kıyamazdım çoğu insan gibi. Geçenlerde eski okuduğum kitaplarıma baktım. Sayfalarda ne ses ne nefes var. Nerede etkilenmişim, nerede nefesim kesilmiş haberim yok.

Yakınlarda okuduğum bir kitabı aldım sonra elime. Çizmişim, çizmişim, çizmişim. Okudukça gülümsedim, ne iyi etmişim. Sayfalara not alacak kadar ilerlememişim belki ama çizdiğim satırlar mutlu etti beni.

Nazan Bekiroğlu 'Birilerine altı çizili kitaplarınızı vermek, yaralarınız emanet etmektir bir bakıma.'
diyor.

Yakınlarınıza, çocuklarınıza, sevdiklerinize miras bırakacak satırlarınız, kelamlarınız olsun istiyorsanız çizin satırların altını yamuk yumuk olsa da. Çizelim hep beraber. Hatta not alalım ufak ufak 'Anne, seviyorum seni.' gibicesinden.

Güzel miraslar bunlar, değerliler.

Bir sonraki yazıya kadar sağlıcakla kalınız Pek Sevgili Şemsseverler~~




25 Haziran 2015

Ev Hanımlığı Sorunsalı



Evet, bu konudan şikayet edeceğim hiç aklıma gelmezdi ama ben yüksek doz ev hanımlığından şikayetçiyim Pek Sevgili Şemsseverler.
Yaz tatili başladığından beri ev işleriyle birazcık fazla hemhal olduğumdan olsa gerek bende bir yaka silkme ruh hali ortaya çıkıverdi. Şimdi annem olsa af edersiniz 'Eşek kadar oldun, bu işleri herkes yapıyor.' derdi.
Yaka silkmem ev işleri yapmamdan değil aslında, her gün aynı işleri yapmamdan.

Bundan bir beş yıl önce en rahat mesleğin ev hanımlığı olduğunu düşünür, akşamları çayını yudumlayan anneme özenirdim. Şimdi işin gerçek yüzü ile karşılaştığımda kaçacak delik arıyorum. Çünkü ev hanımlığı kadar nankör bir meslek daha yok! Evet her gün evi süpür, her gün aynı tabakları tekrar tekrar yıka -Allah'tan bulaşık makinası var-, her gün aynı yerlerin tozunu al, her gün yapacak yemek düşün. Bu bir insan için çıldırtıcı derecede monotonluk içeriyor. Ki tüm ev işlerini ben yapmadığım halde böyle düşünüyorum.

Sonra diyorum ki çalışan bir bayan hem ev hanımı olmalı, hem iş kadını, onlara da üzülüyorum bir parça.

Bir de bu durumun can sıkıcılığına tuz biber olan erkeklerin ev işlerinden elini eteğini çekmesi durumu var. 'Erkek o seninle beraber ev mi süpürsün canım?' diyeceksiniz belki. Ev süpürsün demiyorum zaten ama sofradan kalkarken tabağını tezgaha koysun, çıkardığı kıyafeti kirli sepetine atsın, mutfakta atıştırdıktan sonra tezgahı dağınık bırakmasın diyorum anacım!

Sizde işler nasıl yürüyor bilmiyorum ama bizim evde tabağını tezgaha koymayan, kıyafetleri kirli sepetine atmayan bir yaratık var.

Velhasıl kelam buradan hem annelik yapıp evlat yetiştiren, hem ev hanımlığı yapan annelerimizin ellerinden ultra, über saygıyla öpüyorum. Erkekler! Ayağınızı denk alın!


Bir sonraki şikayet yazısına kadar görüşmek dileğiyle Pek sevgili Şemsseverler~~

Sağlıcakla kalınız ^^

16 Haziran 2015

*Mim / Bir Silgim Olsa*



Ve Şems kızın başlattığı ilk mime el sallayın. Uzun zamandır benim başlattığım bir mim olsun istedim ama nasıl bir mim ile karşınıza çıksam bilemedim. Geçenlerde hobim olan kendi kendine konuşma seansımı gerçekleştirirken düşündüm ki bir silgim olsa -ama bu öyle bir silgi ki istemediğiniz özelliklerinizi silen- hangi sevmediğim yönümü silerdim benliğimden? Birkaç madde sıraladıktan sonra bunu sizlere de sormak istedim. Ve sonra über zeki Şems kız bunu mim haline getirmek istedi.

Kısaca mimimizin konusu 'Eğer bir silginiz olsaydı benliğinizden hangi sevmediğiniz yönünüzü silerdiniz?' Bunu bir içe dönüş olarak düşünün bence :)
5 tane madde sıralarsak bence gayet ideal olur. Fazlası kendini diri diri gömmeye girer, o kadar ileri gitmeye gerek yok bence :)  O zaman ben yavaştan başlayayım, ne dersiniz?

1. Üşengeçliğim'i silerdim.

Şaşırmadınız biliyorum. Üşengeçlik genlerime yerleşmiş diye kendimi teselli ediyorum ama kısa zamanda bu illetten kurtulmam gerekiyor. Gerçi eski halime göre daha az üşeniyorum ama bu hala üşendiğim gerçeğini değiştirmiyor. Velhasılı elime silgiyi aldığımda hunharca sileceğim ilk huyumdur bu, kayıtlara geçiniz..

2. İradesizliğim'i silerdim.

Evet itiraf ediyorum ben dana kadar bir iradesizim. Yani bilmiyorum sizde sistem nasıl ilerliyor ama ben 'Bugün az yiyeceğim.' dediğimde bir süre bu kararımı sürdürüyorum ama sonra bir kişi  'Yaa şu kadarcık şeyden ne olacak, ye gitsin.' dediği an 'Ay değil mi ya yiyeyim bence de.' moduna bağlıyorum. Bu halimden şikayetçiyim hakim bey.
Ya da bir hesabımı kapattığımda en ufak fırsatta geri dönüyorum, Canım Allah'ım bir tutam irade verebilir misin?

3. Hayır diyememe'mi silerdim.

Ve evet insanlara 'Hayır' diyebilmek konusunda tam bir beceriksizim. Sırf hayır diyemediğim için istemediğim çok yere gitmek zorunda kaldım, yapacak başka işlerim varken ertelemek zorunda kaldım. Şikayet etmiyorum pişmanlığım yok bu konuda ama insanlara isteğimi net bir şekilde belirtebilmeyi isterdim doğrusu. Ben daha çok 'Olur ben her türlü uyarım size.' modundayım. Bu huyumu da silivereyim şöyle.

4. Susma'mı silerdim. 

Söylemiş miydim çok güzel susarım ben. Hem bu kadar çok konuşup hem de bu kadar susmak bana özgüdür sanırım. Karşımdaki insan söyler, laf sokar, tabiri caizse bozar ben ne yaparım? Susarım. Tabii ki sonra aklımda tüm Testere senaryoları döner, ben o kişiyi kafamda defalarca tekmelerim, kafasını kuma sokarım ama bunlar hep kendi kendime yazdığım senaryolardan ibaret kalır. Bu özelliğimi de hunharca silmek istiyorum mesela.

5. Kararsızlığım'ı silerdim.

Şimdi bu kısım birazcık karışık. Alışverişdeki kararsızlığımdan bahsetmiyorum burada zira bir mağazadan beş dakikada kıyafet alıp çıkmışlığım çoktur. Bu kararsızlık olaylar ve kararlar açısından bir kararsızlık. Burada iradesizliğimde el atıyor işe zaten. Örneğin bana bir karar bırakıldığında bir sonuca varıyorum ama birisi bana kararı kötüleyecek bir kaç kelam etse diğer tarafa kayıyorum. Bu huyda delirtici seviyede rahatsız ediyor beni. Sil gitsin.

Bonus: Eli değmişken silgi  birazcık belimden, az biraz bacaklarımdan silse hiç fena olmayacak :P


Neden böyle bir özeleştiri yaptım bilmiyorum ama hiç sevmedim kendimi şuan.
Kendimizle yüzleşip, iç dökme, içe dönüş yapmaya sebep mimimiz  burada sona ermiştir Pek Sevgili Şemsseverler..

Şimdi gelelim kimlere pasladığıma;

Ekmek Kırıntısı'na yani Kumkumul'uma~~
Nabrut'a~
Büş'ün Düşü'ne~
D.S.K komşuma :)
Amigurumi Cenneti'ne~

Ve yeni tanıdığım Eskaymak'a pasladım gitti.

Kolay gelsin efenim her birinize, sizin silginiz neleri silecek merak içerisindeyim :)

12 Haziran 2015

The ARK - Grup Tanıtımı



Gün geçmiyor ki Youtube'da dolanırken bir şarkıyı sevip canını çıkarana kadar dinledikten sonra grubu araştırmayayım. Yine Youtube'da aylak aylak gezmekte idim ve Mini Dizi Tadında Klipler postumda da paylaştığım The Ark grubunun The Light şarkısına denk geldim. O sırada evimden uzakta oluşumdan mıdır, annemi özlediğimden midir bilmem haddinden fazla etkilendim klipten. Şarkının melodisi de cabası. Yaklaşık 3 hafta kadar önce şarkıyla ve dolayısıyla grupla tanıştım.

Aslında grubun dans coverlarını yaptığı birkaç videoya denk gelmiştim ama çok da derine inmemiştim. Efenim şarkıdan bu kadar etkilendiğimden ötürü grubu araştırmaya başladım. Ve galiba ilk kez bir kız grubuna bu derece ısındım. Gerek tarzları gerek duruşları gerek yetenekleri beni fazlasıyla cezbetti.

 Hep derim 'Kız gruplarına fan olamıyorum ben.' diye. Büyük konuşmayacaksınız anacım. Fanları olacak kadar ileri gitmedim belki ama şuan sektörde kendime yakın hissettiğim kız gruplarında ilk üçe girdi kızlar.

K-Pop'ı bilen bilir sektöre tutunmak için şuan adı konuşulan çoğu grup seksi konsepti benimsemiş durumda. MV'leri izlediğinizde bacaklar, afedersiniz kalçalar fazlasıyla ön planda. Bu durum beni daima rahatsız eder. Vücudun şarkının önüne geçmesinden hoşlanmıyorum. Çoğu şarkıyı beğenerek dinlesem de klibi izlememeye özen gösteriyorum. Ama The Ark'da böyle bir konsept görmedim ben, tarzları daha çok maskülene yakın ve ben bu duruma ba-yıl-dım! Yani kıyafetleri, dansları fazlasıyla bana hitap ediyor.

7 Haziran 2015

Mini Dizi Tadında Klipler #Part 1

Sizin kişisel hobileriniz arasında yer alır mı bilmiyorum ama ben son bir yıldır saatlerce klip izleme gibi bir hobi edindim kendime. Hatta bu huy hobi sayılır mı onu bile bilmiyorum. Önce internetteki işlerimi halledeyim diye bir klip açıyorum sonra bi bakmışım onlarca klip izlemişim.

Bu huyu edinmemin en büyük sebebi şüphesiz ki K-Pop'ın kısa film, mini dizi tadındaki klipleri. Efenim adamlar öyle klipler yapıyorlar ki hiç abartmadan söylüyorum içim cız ediyor, yanağımdan bir damla yuvarlanıyor aşağılara doğru. MV yani klip yapma işinde oldukça iyiler hakkını yemeyelim şimdi hiçbirinin. 

Hatta Youtube'daki yürek dağlayan Türk şarkılarına bakarsanız bazı Kore dizileri ya da klipleri kullanılmış şarkı için. Mesela şuradaki. -Hatta klibe bakınırken böyle onlarca klip keşfettim şimdi onları izliyorum :P-  Bu şarkıyı nereden buldun Şems demeyin sakın, çocukken bu şarkıya maruz kalmayan bir 90'lı nesil bilmem :)

 İşte bu Şems kız da düşündü taşındı ki bunları bir postta toplayayım. Açıkçası bazen dizi izlemeye tercih ediyorum klipleri. Bazılarında olay örgüsü olmasa bile izliyorum. Böyle de amaçsızım.

O zaman mini dizi tadındaki kliplerle başbaşa bırakıyorum sizleri. 




Hayır ağlamıyorum, gözüme Xiumin kaçtı. Bu klibi EXO-L'liğimin başlarında izlemiştim, hala izledikçe içim burulur. Klipteki sincapın tatlığını geçiyorum, şarkı da çok güzeldir. Sakin ve dingin..



Bu MV son izlediklerimden olsa da en çok etkilendiğim MV'lerdendir. The ARK yeni çıkış yapsa da bence fazlaca sağlam geliyorlar. MV Sewol feribot kazasının anısına yapılmış. Çok ince, çok hüzünlü, çok bağra basılası bir şarkıdır benim için The Light. İzleyin, izlettirin. Hayır tabii ki de ağlamadım, ne münasebet!



Hayır tabii ki de EXO-L olduğum için değil tüm bunlar. Şaka bir yana gerçekten K.Will çoğu şarkısında kendini göstermez, MV'leri ise dizimsidir. Bu klip içimi dağlayanlar arasında değil ama izlerken sırıtmak garanti.





Bir K.Will klibi daha. Bu klipteki yüzleri K-Drama izleyenler bilir fazlasıyla tanıdıklar. İkinci adam rolündeki evladıma az üzülmemiştim klibi izlerken. Hayır adamlar öyle bir yapıyorlar ki al içeceğini mısırını izle. İzleyin anacım sizde.



C-Clown... Bu konuda fazlasıyla dolu ve fazlasıyla dertliyim o yüzden şirkete nefret pöykürme kısmını atlayarak klibin güzelliğine geliyorum. C-Clown'ı ilk sevdiğim kliptir kendileri. Değerleri bilinmiyor diye böğüreceğim az kaldı. Klipte Jun arkadaşının sevgilisine aşık adamı canlandırır. Kusura bakma Jun ama cidden salaklık ettin demek isterdim ama kıyamıyorum. İzleyin siz de hak vereceksiniz bana. 






Bu da şirinler kategorisine dahil edilenlerden. Öğretmenine aşık olan bir öğrenciyi işliyor. Klipteki kızımız Girl's Day'den Hyeri. Ben izlerken çok eğleniyorum böylesi klipleri, bilin istedim :)


Part bir burada bitmiştir Pek Sevgili Şemsseverler. Böyle klipler keşfettikçe, beğendikçe, izledikçe sizinle paylaşmaya devam edeceğim elbette! 

Bir sonraki posta kadar sağlıcakla kalınız efenim~~ The Light'ı çok izlemeyin yan etkisi gözyaşı :'(


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...